Ayancık Mestan Köyü
Mestan Köyü 4 mahalleden oluşuyordu. 1. Aktaş Mahallesi 2. Dağköy Mahallesi 3. Kazköy Mahallesi 4. Kırankaşı Mahallesi Anaköy( Merkez) ise Aşağı Köy olarak adlandırılıyordu.
Mestan Köyü Ayancık’a ortalama 13-14 km uzaklıkta idi. Köyün kuzeyinde çay (Babaçay), çayın köy tarafından da tren yolu geçerdi. Ayancık’a trenle giderken komşu köylerin tarafına köprüden geçilir. (Tren köprüsü) On Kilometre, İki Su sonra Ayancık ilçesine varılırdı. Bölge tarafına yine tren köprüsü ile geçilirdi.
Mestan Köyü; doğusunda Lefken(Çamyayla), doğu-kuzeyinde Zaviye, batısında Söküçayırı, güney-batısında Başkelik Mahallesi ile çevrilirdi.
Aktaş Mahallesi; 10 sülale 35-40 haneden, Dağköy Mahallesi; 6 sülale 15-20 Haneden, Kazköy; 2 sülale 2 haneden, Kırankaşı Mahallesi; 3 sülale 10-15 haneden ve Aşağıköy ise; 5 sülale 30-35 haneden oluşuyordu.
Mestan Köyü bu ismi en son almış. Mestan, en eskisi ile Hızaryanı diye söylenirmiş. Çevrede çıkan toprak altı buluntularından köyün tarihi eskiye dayanıyor. Köy ile ilgili yazılı kaynak yok. Köy halkı tarımla uğraşır. Giyim-kuşamını dahi kendi elleri ile üretir. Diker ve giyinirmiş. Çevrede Müslüman halkın mezarları olduğu halde diğer halkların mezarlarına da rastlanmıştır.
Balıkçının Hamza namı ile anılan komşumuz kendine yeni bir ev yaptırmak için tarlasında temel kazarken bir mezar çıktır. Mezar, taş yapı içinde ve üzerinde kapak vardı. Kapak, taşla kapatılmış. Kapak taşı kaldırılınca içerisinden insan kemikleri… Kemiğin birinde bilezikler vardı. Tabii ben gördüm. Çocuktuk. O bilezikleri zamanın sarrafı Avni Bey’e götürmüş. Bunun pek değerinin olmadığını söylemiş. Hamza komşumuzun anlattıkları böyle.
Bizim Gürcü Halkının Aktaş Mahallesine gelişi büyüklerimiz tarafından biliniyor ve zaman zaman anlatırlardı. Ben bu olayları merak ettiğim için yaşlıları dinler anlattırırdım. Benim çocukluğumda bizim evin üstünde 300-400 mt. Yukarısında 80-100 kuturunda ağaçlar gördüm. Dağköy Mahallesinin yaşlılarından da mahallenin Güney-Doğusunda yolun üstünde bir demircinin demirle (kazma vs) yapımı ile uğraştığı, orada da kalıntılardan anlaşıldığı anlatılırdı. Kazköy mahallesinde de mağara, hatta demirden kapısının bulunduğu söylenirdi. Kırankaşı mahallesinin Kaşilik mevkiinden mahallenin sakini Şükrü Sönmez’in iki tane büyük küp bulduğunu, bunu Jandarmaya bildirdiğini ve bunlardan birinin topraktan çıkarılırken kırıldığını, diğerinin de okulun önüne getirilip içinde su dolduruluğunu, buna bir musluk takılarak öğrencilerin ayakkabılarını yıkadığını biliyorum.
Aşağıköy Mahallesinden bir düğünde iken çocukların elinde topraktan yapılmış bir Pipo (tütün içme aracı) vardı ve onunla oynaşıyorlardı. Ben istedim, bana verdiler. Şimdi bile hala bendedir.